Tekerrür

Başka bir insanın pişmanlıklarında gördüm geleceğimi…
Altında ezildiğim bir yük bindi omuzlarıma, üstesinden gelemeyeceğim…
Zamanın ilaç olacağını düşünürken, sadece acılarıma alıştıran bir süreç olduğunu farkettim bir anda; başka bir insanın buğulu gözlerinde, sitem dolu sözlerinde, paramparça olmuş, ortalığa saçılmış olan kalbinde…
Bir kere daha yıkıldım,
Bir kere daha yüzleştim geçmişimle…
Acılar birbirine bu denli benzer miydi , garip!
Anlatırken karşımda , o kadar tanıdıktı ki…
Çıkmazdaydım , n’apmalıydım ki?
Sonunu göremediğim bu uçurumdan atmalı mıydım kendimi,
Ya da azimle girdiğim bu yoldan dönmeli miydim gerisin geri…
Düşün şimdi kalbim;
Bile bile aynı pişmanlıklara talip olmaya değer miydi?…

İki Yabancı

Her gece kafamı kolumun üstüne koyup, senin yanında yattığımı hayal ediyordum. Hiç vazgeçmiyordum en umutsuz anlarda bile,
bitti buraya kadar artık diyişlerimde bile. Başkasını hayal bile edemiyordum ki hayallerime ortak edebileyim.
Gemileri yaktığımda bile yenilerini yapıp tekrar senin limanlarına gönderiyordum. Zor oluyordu, yıpratıyordu ama biliyordun dönüşlerim hep sanaydı. Bir başkasının seni sevebileceğini, sevmeye hakkı olduğunu hiç kabul edemiyordum, çünkü seni yalnızca ben bu kadar yürekten ve bu kadar fazla sevebilirim gibi geliyordu.
Şimdi nereden nereye…
Her gece tamam diyorum geçecek , uyursam geçecek diyorum. Sabah kalkıyorum yine aynı yerde aynı ağrı…
Geçmek bilmiyor.
Ama dönüşü yok, limanları da ateşe verdim artık!

Bu saatten sonra beni ne dünde ara ne de bu günde!
Artık yalnızca iki yabancıyız seninle…

Yarım Kalan…

Kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım
Kuru bir teselli bulurum ben kendi halime
Vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım
Dağılıp giden bir sis halinde…

iki biletim vardı Birsen Tezer’e
Bize okurken şarkılarını,gözlerine bakacaktım, sonsuza kadar benim ol deyip belki sonsuzluğu hissedecek gibi sarılacaktım, ama benim yanımda olacaktın…
Mesele kavuşmak değildi benim için, sonsuza kadar bekleyebilirdim seni, hiç ayrılmamaktı benim derdim…
Hep bana aşkla bak, hep bana fısılda aşk sözcüklerini, ben diye atsın kalbin durana kadar… tek beklentim buydu benim… ben seni deli gibi severken neyin ne kadar önemi olabilirdi…
Biletlerim yandı, tüm hayallerim, tutkularım, ümitlerim gibi kaçırdık.
Karanlık gözlerle baktığım gelecekten başka elimde birşey kalmadı, silindi anılar geçmiş yok oldu, bugüne devam edemiyorum, ve geleceği de harap ediyorum… kimse bilmiyor, kimse duymuyor bu halimi, bir ben biliyorum…
Bir de sen tahmin edebilirsin biraz.
Ne oldu şimdi, ne kaldı geriye?
Kimse bilmez…

Yabancı

Aynada kendime bakarken gözbebeğimde gördüğüm ben kadar uzak ve yabancıyım kendime aslında..
Neydi bu uzaklığın sebebi
Icime yabancılığım da nerden çıktı!
Oysa ben bilirdim beni
en içimi,
derini,
kırıklarımı,
yorgunluklarımı,
mutsuzluklarımı,
yılgınlıklarımı,
gözümdeki yaşı,
kalbimdeki hıçkırıkları…
Noldu da ne ara yabancı oldum kendime böylesine
Neyin vurgunuydu bu?
Oysa ben en güvendiğim değil miydim
Bir aynada gördüğüm
Bir de bakınca Görmedigim?
Oysa simdi külleriyle kavruldugum bir yabanci gibiyim…
Dert mi bu? 
Degil mi?   
Geçer mi?
Geçse artık geçmez dediklerim…

Bir aşk hikayesi

Uzun yılların ardında kalan umutsuz bir çırpınıştı bizimkisi… Uzanıp yakalayamadığımız hayallerin gölgesi. Neydi, ne değişti bilinmez ama hiçbir şey de eskisi gibi değildi.
Yıllara inat koşmaya çalışırken yokuşlarda, bir küçük çakıl tanesi…
Neyse ne işte serzenişti bu,
arada kalmış kalbin sessiz çığlıkları Cesaretimi topladım
ve bir şarkı tutturup umut üstüne
koyuldum yola…
Tüm tecrübelerime rağmen
belkilerin hayaliyle
Ve elimde bir avuç hayal kırıklığıyla…
Nerden bilirdim ki
Ne değişirdi ki bilseydim ya da…
Açtım kalbimin yelkenlerini sonuna kadar
Tanıdık kollara bırakmak için kendimi
Zaman mı değişmişti
Ben mi tanıyamamıştım
Sorgulamadım, gelmedi içimden
Değişen ne diye fısıldadım en içime
Zindan kadar karanlık
Kuyu kadar derin en içime
Ne değişti
Hiç dedi hiçbir şey
Sen bir yok’u yaşadın belki de…
Nerde o eski hikaye
Ilık bir eylül sabahında çarpmıştı kalbin
Bir kuş gibi çırpınırken göğüs kafesinde
Ilk görüşte aşktı seninkisi
Ve hayatındaki herşeyin ilki
Bilemezdin ki
Kan yerine dolaşan bendim sanki
Öyle derininde öyle içinde
Tarif edilmezdi ki
İlk elini tutuşun
ilk öpüşün ilk sigaran
ilk ah edişindim belki de
Eve ilk geç gelişin
Ilk kafayı çekişin
İlk gözyaşın
Ilk efkarlanışındım
Ümidin, hayalin, nefesindim
Yıllarca yollarını gözlediğin…
Herşey nasıl da değişti bir anda…
Tüm varlığımla gelişimdi tüm beklentin
Geçiktim ama geldim
Yıllara inat varım dedim
tüm yoklara rağmen varlığımla
Varım dedin avazın çıktığınca!
İncinen tüm yanlarına
Açılan tüm yaralarına
Geç kalmışlığıma şifa olmaya geldim hadi kalk tut elimi dedim…
Ama
Çift kişilik yolda tek kişilik çaba istedin sen
yıllarin yorgunluğunu,
acısını çıkarmaya inat
hüsrandı aşk bu hikayede…
Şimdi ne  soylesen boş
Boşver yani
Şimdi oluşan koca bir boşluk..
ilk çıkan kişi ile itirazsız,
beklentisiz
sebepsiz birlikte olacagiz belki de birbirimize inat eder gibi
ama asla inattan sebep degil
yılların yorgunluğu ile avunacak bir omuz arayisi olacak.
Ve cok pisman olacağin bir yolun sonunda,
farkina varacaksin belki de
Ah keşke ile
kader naparsin işte
Neden değiştirmek istedin ki bu kadar
Ben sana hic yalan soylemedim
neysem o idim
inandigim gibi yasadim.
Icimden geldi sevdim,
Sana koşarak geldim
Iliklerine kadar hissettin
bazen kaçtım
yanlisa saptim
Pişmanlıklar yaşadım
ama sen hep neysem onu gordun.. gereksiz guc savaslarina gerek yoktu
Gerekli cephaneler kayıpken hele
Hissettigin gibi yasasaydin
cikarsiz
Beklentisiz
hesapsiz
tam da aski yasayacak zamandi
olmadi..
artik soylenecek pek bisi yok..
Omuzlarimdaki yuk
icımdeki bosluğa inat
Hafifledikçe ağırlaşıyor sol yanım
Kalkabilir miyim tekrar?
Devam edebilir miyim hayata?
Ustesinden gelinir elbet…
Diren biraz daha gayret
Gözlerini kapa ve mırıldan:
Bu günler de geçecek!

Sonsuz

“Hiç yasamamış gibi ölmek ister misin?!!” Dedi içimdeki yabancı ve devam etti:
“Kimse istemez…
Ayağa kalkıp geç kaldığımız günler için koşmamız gerekiyor… yarın değil ama bugünden…
yoksa o beklediğimiz yarın hiç gelmiyor.
Kalk ve bir yerden başla artık!
Bugün geç kaldım dediğimiz şeylere yarın keşke başlasaydım dememek için başlamak lazım bir yerden…”

Cenneti gördüm

Masallar vardi cok tanidik, bize cok uzak  mutlu sonlarla bitiyorlardi hep. Hayallere dalmamizi saglayan cennetimsi masallardi hep. Inanmasak da avutuyorduk kendimizi, belkilere siginiyorduk, keskelerle icleniyorduk… Çocukluğumdan beri en sevdiğim şey masal dinlemek,
20li yaşlarima rağmen hala bilgisayarimda masal arşivimin olmasi bu yuzden. Hala avunmaya ihtiyacim varsa demek:). Herkes sevsin istiyorum, herkes dinlesin, herkes hayaller kursun benim hissettigim gibi mutlu olsun.. Ah lanet egoizma,neden ki acep? Ben gibi olmalisi. Ruh hastasiyiz toplumca galiba hatta butun insanlikla… Ne bileyim iste insan bazen dusunuyor varligini, varolus amacini. En kotusu de ne biliyor musun. Dogrularinin yanlis olma ihtimali. Ya yanildiysam ya omrumu sadece bir yanlisa adamissam… elhamdülillah ama bu bir vesveseden öteye geçemiyor.
iste Allah tan umit kesilmiyor kesilmemeli de.. tek sermayemiz bu degil mi? Ümit…
Ne guzel de demisti guzel sair; Yasayanlar hep ümitle yasar meyyus olan kalbini yuregini baglar…
bu da boyle bir yazi iste.
Geldigi gibi en samimi hali ile..
o kadar yorgunum ki artik. Bu ara hep bu his var. Soruyorlar nasilsin diye. Bilmem… diyorum. Nasil oldugumu pek dusunmuyorum gecistiriyorum iste diyorum. Zorluyorum adim atmaya. Oyle iste…
Bunca yasanalara ragmen hayatimin bir kosesi hep cennet, tertemiz ciceklerle bezeli… Güzel öğrencilerim..
Onlari izledikce gelecege umitle bakiyorum, bakabiliyorum..
Ve ben onlarda Cenneti görüyorum..

image